EMEK HARCAMADAN KAZANILAN TEK SEY OLAN ZAMANIN DEGERiNi BiLELiM.... http://nilce.egitim.nl/

RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ

11:47 AM, Monday 30 June 2008 .. Posted in Saglik .. Baglanti

RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ

Rahim ağzı (serviks); rahim (uterus) ile vajina arasında kalan rahimin en alt kısmıdır. Kadın vücudunda tarama yapılabilen, erken aşamada veya oluşmadan tespit edilebilen başlıca kanser serviks kanseridir. Serviks kanseri uzun yıllar dünyada en fazla görülen kadın genital sistemi kanseri olmuştur. Ancak smear testi gibi serviks kanseri tarama yöntemlerinin yaygınlaşması ile serviks kanserinin görülme sıklığı giderek azalmaktadır. Düzenli olarak smear testi yapılması sonucu serviks kanserinden ölüm oranı %90 azalmıştır. Serviks kanserinin ortalama görülme yaşı 52’dir.

Serviks kanserinin en önemli nedenlerinden biri, neredeyse tümünün kaynaklandığı HPV ( Human Papilloma Virus ) enfeksiyonları ve siğiller ise daha genç (30 yaş civarı) kadınlarda görülmektedir.

Serviks kanseri taramasında temel olan; yakınması olsun ya da olmasın her kadının smear testi yaptırmasıdır. Smear testi jinekolojik muayene sırasında, çok kısa sürede yapılabilen, ağrısız, kadının hiç fark etmeyeceği bir şekilde yapılır.


Smear testi ile daha ortaya çıkmadan kansere dönüşebilecek hücreler tespit edilip doku örneği alınarak, kanser öncüsü hastalık veya serviks kanseri çok erken aşamada tespit edilebilir. Bu aşamada hastalar basit ucuz yöntemlerle ve çok yüksek başarı şansı ile tedavi edilebilirler.

HPV bir kişiye bulaştığında basit bir gribal enfeksiyonda olduğu gibi hasar bırakmadan kendiliğinden iyileşebilir, hasta HPV ile enfekte olduğunu fark etmez ama HPV çoktan rahim ağzına yerleşip oradaki normal hücreleri kanser hücrelerine dönüştürmek için bir saatli bomba gibi durmuştur ve kanser oluşması için yıllarca sürecek olan geri sayım başlamıştır. HPV hücreye bulaştığında ancak yıllar geçtikten sonra kanser oluşturur.


HPV enfeksiyonu önlenmesinde doğum kontrol yöntemi olarak kondom gibi bariyer yöntemi kullanılması, tek eşliliğin tercih edilmesi yararlı olabilmektedir.

Serviks kanserine yakalanma riski yüksek olan kişiler; erken yaşta cinsel ilişkiye başlayanlar , cinsel partneri birden fazla olanlar veya kadının kocasının geçmişte veya halen birden fazla partneri olanlar, aktif veya pasif sigara içicisi olanlar, squamoz intraepitelyal lezyon tanısı almış olanlar..

Belirtiler: Düzensiz aralıklı vajinal kanama ( genellikle lekelenme şeklinde), cinsel ilişkisı sonrası vajinal kanama , kötü kokulu, ince, et suyu şeklinde akıntı.

Evreleme: Ameliyat öncesinde vajinal muayene ile evre belirlenir. Evreler 0,1,2,3,4 olarak belirlenir. En ileri evre 4’tür. Evre 2b’ye kadar ameliyat yapılarak kanserli dokular alınabilir. Ancak daha ileri evrelerde ameliyat hastaya fayda sağlamayacağı için ameliyat yapılmaz, radyoterapi ( ışın tedavisi), kemoterapi ( ilaç tedavisi) verilir.

Teşhis: Fizik muayene, kolposkopi ( ışık ve mikroskop kullanılarak yapılan muayene), biyopsi ( analiz etmek için rahim ağzından doku örneği alma), koni biyopsi ( rahim ağzından daha geniş doku örneği alma) yapılır.

Tedavi : Tedavinin başarısı hastalığın teşhis anındaki yayılma oranına ve belirlenen evreye bağlıdır. Rahim ağzında sınırlı kalan erken evre kanserde tedavi başarısı yüksektir. Serviks kanserinin tedavisi belirlenen evreye göre planlanır. Evreye göre tedavide cerrahi, radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi kullanılabilmektedir.

Serviks kanseri aşısı (HPV aşısı): Serviks kanseri sorumlusu olduğu düşünülen HPV ‘ e karşı geliştirilmiş bir aşı bulunmuştur. HPV’ nin 16 ve 18 tiplerine karşı yaklaşık %100 koruyuculuk sağlamaktadır. 9-26 yaş arasında ( henüz cinsel ilişki yaşamamışken ) yapılması en idealdir. Ancak cinsel ilişki başladıktan sonra aşının yararının daha az olacağı düşünülmektedir. Aşı koldan uygulanmaktadır. 6 ay içinde 3 doz yapılmaktadır. Aşı yapılsa dahi yıllık smear testi kontrolleri aksatılmamalıdır.

HPV AŞISI (RAHİM AĞZI KANSERİ AŞISI)

HPV AŞISI - RAHİM AĞZI KANSERİ AŞISI- SERVİKS KANSERİ AŞISI
Rahim ağzı (serviks) kanseri Human Papilloma Virüs (HPV) ile çok yakından ilişkili bir kanserdir. Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamında bu virüs saptanmaktadır. Bu yüzden bu virüse karşı geliştirilecek aşının bu kanseri önleyeceği düşünülmüştür. HPV virüsü cinsel temasla insanlar arasında geçer, aşının amacı ise bu geçişi önlemek ve bu sayede kanseri önlemektir. İnsanların aslında çoğu HPV virüsü ile enfektedir fakat bu enfekte olan kişilerin çok az kısmında kanser gelişir. Ülkemizde Nisan 2007 yılından itibaren kullanılmaktadır. Bu aşı canlı virüs içermez, virüse benzer partiküller (VLP) içerir. Kadınların %80'i hayatlarının herhangi bir döneminde HPV virüsü ile enfekte olurlar. Virüs cinsel organların teması ve cinsel ilişkiyle bulaşabileceği gibi, cinsel bölgelere diğer cilt bölgelerinin veya ağızın temasıyla da bulaşabilir. Havuz, deniz, havlu v.b aracılığıyla bulaştığı gösterilmemiştir.

Rahim ağzı kanserine sebep olabilecek onlarca tür HPV virüsü vardır. Aşılar bu virüslerin hepsine karşı koruma sağlamaz sadece en sık rastlanılanlara karşı koruma sağlar o yüzden aşıların bütün serviks kanserlerini önlemesi mümkün değildir. Şu anda ülkemizde Gardasil® (kuadrovalan aşı, Tip 6, 11, 16, 18 'e karşı) ve Cervarix® (bivalan aşı, Tip 16, 18 'e karşı ) isminde iki HPV aşısı vardır.

HPV aşısı koruyucu bir aşı olup tedavi edici özelliği yoktur. Yani aşı daha önceden Tip 6, 11, 16 ve 18 HPV ile karşılaşmış kişilerde hastalığı tedavi edici özelliğe sahip değilidir. Bu viruslerle karşılaşmadan önce yapıldığında ise bu tiplere karşı koruyuculuğu %100'e yakındır. Fakat bu 4 tip HPV dışındaki tiplere karşı koruma sağlamaz.

HPV tip 16 ve 18 serviks kanserlerinin %70'i ile ilişkilidir. HPV tip 11 ve 16 ise genital siğillerin (kondilom) %90'ı ile ilişkilidir. Bu aşı aynı tip HPV virüsleriyle ilişkili vajina ve vulva kanserine karşı da koruma sağlayabilir.

Aşı kimlere önerilmektedir?
HPV aşısı şu an 9 - 26 yaş arası kız çocukları ve kadınlara önerilmektedir. Daha önce cinsel hayatı başlayan ya da başlamayan, evli veya bekar farketmeksizin herkese bu yaş aralığında önerilmektedir fakat yaş ilerledikçe ve cinsel partner sayısı arttıkça aşının etkinliği azalacaktır.
Türk servikal kanser çalışma grubu hedef kitle olarak 11-12 yaş kız grubunu belirtmiştir, yakalanan (catch-up) aşılama için 13-26 yaş kız grubunu ve kişisel aşılama için 55 yaşına kadarki kadınları belirlemiştir.

HPV aşısı nasıl uygulanır?
Gardasil 0-2-6. aylarda olmak üzere toplam 3 dozda 6 ay içinde uygulanır. İlk dozdan 2 ay sonra ikinci doz yapılır. İkinci dozdan 4 ay sonra üçüncü doz yapılır.
Cervarix 0-1-6. aylarda uygulanır.
Aşılar koldan IM (intramuskuler, kas içine) uygulanır. Diğer aşılarla birlikte uygulanmasıyla ilgili bilgi yoktur. Basit enfeksiyonların varlığında uygulanabilir.
Aşılama öncesinde Pap smear testi yapılması, HPV DNA testi yapılması veya daha önce yapılmış smear testlerinin normal olması gerekmemektedir.

Aşının yan etkisi var mıdır?
HPV aşısı oldukça güvenilir bir aşıdır. Aşı uygulanan kolda nadiren ağrı, şişlik, kızarıklık görülebilir. Bazı hastalarda nadiren baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, yorgunluk, ateş, bulantıya yol açabilmektedir.

HPV aşısının etkisi ne kadar sürer?
Şu ana kadar yapılan çalışmalar 5 yıllık koruyuculuğun olduğunu göstermektedir. Etkinin 5 yıldan uzun sürüp sürmediği ve 5 yıl sonunda ek doza gerek olup olmadığı yapılacak yeni çalışmalarla belirlenecektir. Etkinin 10 yıla kadar sürebileceği tahmin edilmektedir.

Aşı sonrası smear takipleri yapılmalı mı?
Aşı şimdilik sadece bazı HPV türlerine karşı etkili olduğundan serviks kanserini kesin olarak engellememektedir. Dolayısı ile aşı olan kişilerin yıllık smear kontrollerine aynen aşı olmamış kişiler gibi devam etmeleri gerekmektedir.

HPV aşısı gebelerde ve emzirenlerde yapılabilir mi ?
Aşının gebe kadınlarda ve bebeklerindeki etkileri konusunda yeterli veri yoktur bu yüzden aşılamaya gebelik döneminde başlanmamalıdır. Eldeki sınırlı veri herhangi olumsuz bir etkiyi işaret etmemekle birlikte gebe kadınlarda HPV aşısı önerilmemektedir. Fakat gebe olduğunu bilmeden aşı olmuş kadınlarda aşının gebeliğe karşı bir olumsuz etkisi görülmemiştir.
Eğer gebelik sırasında bilmeden aşının ilk dozu yapılmışsa diğer dozlara devam edilmemeli ve gebelikten sonra ilk dozdan başlayarak 3 doz aşı yapılmalıdır. Eğer gebelik sırasında aşının ilk 2 dozu yapılmışsa 3. doz gebelikten sonra emzirme döneminde yapılmalıdır.
Emzirme döneminde aşı güvenle yapılabilir.

Erkekler aşılanmalı mı?
HPV virüsü cinsel temasla bulaşan bir virüstür ve sadece kadınlara değil erkeklere de bulaşabilir, erkeklerde siğillere neden olabilir. Bu erkeklerden başka kadınlara bulaşarak o kadınlarda siğil ya da kansere neden olabilir. Bu yüzden erkeklerin aşılanarak virüsle enfekte olmaları önlenirse dolaylı olarak kadınların enfekte olması da engellenmiş olur. Fakat bu konuyu kanıtlayacak yeterli bilimsel çalışma günümüzde henüz yoktur dolayısıyla erkeklere şu an için aşı önerilmemektedir. İlerleyen yıllarda yeni çalışmalar belki bu yaklaşımı değiştirebilir. Şu an birkaç ülkede erkek aşılaması uygulanmaktadır ve ülkemizde böyle bir uygulama yoktur.

HPV aşısı önerilen yaş grubununda değilseniz rahim ağzı kanserinden korunmak için başka neler yapabilirsiniz?
HPV virüsü cinsel temasla geçen bir virüstür, bu yüzden cinsel ilişki sırasında kondom kullanılması virüsün geçişini engelleyecektir. Özellikle çok eşli olmak virüs geçiş riskini daha da arttırır. Sigara serviks kanseri riskini arttırır. Hiçbir şikayetiniz olmasa bile yılda bir doktor muayenesi ve smear testi yaptırmanız serviks kanserinden korunmanızda önemli yer tutar. Cinsel ilişki sonrası lekelenme yada kanama olması, adet aralarınd düzensiz lekelenmeler olması, cisel ilişki sırasında ağrı olması gibi herhangi bir şikayetiniz olduğunda da geciktirmeden bir an önce doktorunuza başvurmalısınız.

Kaynak : http://www.jinekolojivegebelik.com



Kolesterol ve ilaçsız tedaviler

11:36 AM, Monday 30 June 2008 .. Posted in Saglik .. Baglanti

İlaçsız tedaviler, yaşam düzeninin değiştirilmesi olarak da adlandırılabilir. Yüksek kolesterol tedavisinde en önemli konu ilaçsız tedaviler ve kesinlikle önemsenmesi gerekiyor.

Ve ilaçsız tedavi denildiğinde beslenme alışkanlıklarının değişitirlmesi başta geliyor.

Beslenme Uzmanı Diyetisyen Fatoş Özcan'ın önerileri

"Kolesterol artık halk arasında iyi ve kötü olarak biliniyor. Ancak kan değerleri nelerdir sorusunun cevabı çok iyi bilinmiyor. Ama bununla birlikte, zayıflamak, şekerin düşürülmesi konuları son derece güncelleşti.

Bu açıdan bakınca Kolesterolün ne olduğunun öncelikle bilinmesi gerekiyor. Kolesterol, lipid grubundaki moleküllerden birisi ve kanda normal düzeylerde bulunuyor. Yani sıklıkla zannedildiği gibi 0 değerinde değil. Normal sınırı 200 mg'dir.

Şişmanlık ve kolesterol ilişkisi

Şişmanlık ile kolesterol arasındaki ilişki hep tartışılıyor ama şişman olanlarda ille de kolesterol yüksek çıkacak diye birşey yok. Ancak şişmanlıkla kolesterol değerlerinin yüksekliği birbirine paralel gidebiliyor. Kolesterol vücudumuza gerekli ama yüksek olunca koroner kalp hastalıklarının oluşmasında en önemli risk faktörlerinden biri. Kolesterolü kanda taşıyan LDL(kötü huylu) ve HDL(iyi huylu) olmak üzere iki tipi var. LDL atar damarın içine tutunuyor ve dramarı tıkıyor. Kanda LDL nin 130'un üzerine çıkması, kalp hastalığı riskini artırıyor ama HDL, bu oluşan yağ tabakalarını dışarı atabiliyor. Bu nedenle HDL'nin yükselmesi isteniyor.

HDL'yi düşüren faktörler neler?
Şişmanlık
Sigara içimi,
Androjen hormonların yüksekliği
Hareketsizlik
Kalıtım
trigliseridlerin yükseldiği durumlarda

LDL ne zaman yükselir?
Şişmanlıkta
LDL'nin oksidasyonunda, (metabolizmada yağların yanmasında metabolizmada  bir bozukluk varsa)
Şeker hastalığınhda
Östrojen yetersizliklerinde
Stres hormonunun az çalışamsında
Kalıtımsal özellikler nedeniyle yükselir.

HDL'yi yükseltip LDL'yi düşürmek için neler yapılailir?
Kolesterol yüksekliği durumunda öncelike 6 ay boyunca, ilaçsız beslenme uygulaması başlıyor ve birlikte egzersiz veriliyor, stresin kontrolü sağlanmaya çalışılıyor.

Sağlıklı beslenmenin egzersizle birlikte gitmesi gerekiyor. Sabah 07.00-07.30 gibi işine gidip, akşam 19:00 veya 23:00 gibi evine dönenler egzersiz yapamayabilir. Hafta sonu yapmak yeterli değil ama bu da önlem olabilir.

Merdiven kullanmaktan sakınmamak gerekir, mümkünse asansöre binilmesin eğer doktor ayağımızda problem olduğunu söylemediyse mutlaka merdiven çıkılsın.

Evdeki yaşantıyı harketlendirmek gerekiyor.Uzaktan kumandayla TV'yi açmak yerine  gidip bizzat açmak, arabayı uzak bir yere parketmek, işe giderken on dakika kendine zaman kazandırıp on dakika boyunca yürümek, yemek için işyerinden biraz uzak yerleri seçmek gibi.

Yürüyüşler 30 dakikanın altına düşmemeli çünkü bazal metabolizma 30 dakikadan sonra hız kazanıyor, gün aşırı yapılan bir sasatlik yürüyüş de olabilir ama en iyisi hergün 30-45 dakika süresince yapılan yürüyüş olabilir. Bunun yanı sıra yüzme olabilir.

Diyette günlük alınan enerjinin yüzde 7'si doymuş yağlardan alınıyor ve mutfak ortamında katı olarak bulunan yağlar bunlar. Zeytinyağı veya fındık yağını, soya, mısır,ayçiçek yağlarıyla yarı yarıya karıştırmak gerekiyor. Burada Omega 6-3 yağlarının oranını sağlamak önemli. Bu bağışıklık sistemini güçlendirir, kalp damar hastalıklarına karşı insanı korur.

Yağları yemeğe koyarken dikkat edilmesi gereken ayrıntılar var. Mesela, kıymalı bir sebze yapılıyorsa  kesinlikle yağ konulmayıp, etin yağıyla pişirmek gerekiyor.Normal sebze yemeğine 3-4 tatlı kaşığı sıvı yağ koyulabilir Salatalarda bir tatlı kaşığı sıvı yağ yararlı
Peynir-süt-yoğurt gibi doymuş yağ içeren grupta light olan ürünler  tercih edilmeli.

Günlük kolesterolü 200 mg altında olması için, kolesterol içeren gıdaları  bir kenara ayırmak gerekiyor. Örneğin,  yumurrtanın sarısı, karaciğer , böbrek, kırmızı etler, tavuk, hindi,balık gibi ürünleri dikkatli tüketmek gerekiyor. Yumurta sarısının yüz gramında 1600 mg kolesterol var ama bu oran beyazında sıfır. Yumurta haftada iki kez sarısı ile yenilmeli ama peynirden daha çok korkmak lazım, çünkü sürekli yeniliyor, dikkatli tüketilmesi gerekiyor. Bu arada çözünür posadan yararlanmak önemli. Kuru baklagiller, nohut, kuru fasülye, kırmızı- yeşil mercimek gibi gıdalar önemli, sebzeler, meyveler de öyle. Günlük 25 gram civarında kurubaklagil tüketilmeli bu HDL'nin yükselmesini sağlarken LDL'nin yüzde 30 oranında düşmesine neden oluyor.

Salatalar, kabuklu meyveler yenmeli. Buzdolabına dondurulmuş haşlanmış kurubaklagil konabilir salatalara. Yeşil mercimekli börek yapılabilir. Nohut hem yemek olarak hem de bulgur pilavında ve çorbalarda kullanılabilir.

Bir ince dilim ekmek yenmeli, iki üç kaşık kadar kepekli makarna, patatas veya pirinç pilavına göre tercih edilebilir.
Eğer kişi ideal kilosundaysa haftada bir iki kez kepekli undan börek yapabilir. Tam buğday unları var. B vitamini içeriyor, besin değeri yüksek bir un. Çökelekle börek, ayrıca sebzeli, pırasalı, börek yapıbabilir. Peynir konuyorsa kullanılan sıvı yağı sulandırarak kullanabilir ya da süt sulandırılarak kullanılır. Burada tehlikeli olan kurabiyelerin içindeki yağlar.
Yapılan kahvaltının içine, zeytini kaldırarak ceviz ya da fınık, badem eklenebilir. Bunlar yararlı olduğu kadar fazla kiloya neden oluyor. Gün aşırı yenebilir veya kilo sorunu yoksa her sabah iki ceviz, 6-7 fındık fındık yenebilir.
Kepekli ekmek, dometes, salatalık  ve  maydanoz özellikle yenmeli maydanoz ve marulun kalsiyum içeriği çok yüksek.

Ev dışında neler yenilebilir?
Fırında ya da ızgarada balık, tavuk-hindi şiş,
Zeytinyağlı barbunya, her türlü sebze yemeği,
Günlük et tüketiminde 90-100 gramı geçmemekte yarar var
Bulgur pilavı, esmer ekmek,  mantar soslu spagettiler tercih edilebilir.
Şekersiz çay içilebilir
Salatalar, Rus salatası dışında hepsi yenebilir
Sütlü tatlı yenebilir.
Sebze ve mercimek çorbaları da dışarıda içilebilir
Simit çok seviliyorsa haftada bir iki kez yarım simit yenebilir diğer öğünlerde ekmeği keserek tabii ki..
Pasta kesinlikle yenmemeli bu tartışmasız. Evde pandispanya hamuru yapılır üzerine muhallebi sürülebilir ve meyveler konabilir.
Yağlı hamur işyeri yenmemeli
Turşu ve salamura tüketilmemeli.
Alykollü içkiler, hazır meyva suları, meaşrubatlar içilmeyecek.
Şarap güde bir kadeh içiliyor ama sadece kırmızı deği,l biyaz şarapta  içilebilir. Antioksidan etkileri var. Bira 350 cc, şarap 150 cc ve rakı tüketiminde  50 cc yi geçirmemek gerekiyor.

Kolesterol hakkında yanlış bilinenler
Etin tavuk ve balığın içerdiği kolesterol oranları yanlış biliniyor. Kırmızı etin kolesterol oranı  90,  tavuğun 75 , beyinin 2000, mayonezin içinde 110 mg  kolesterol bulunuyor.
Çökelekte 7 mg var ve bu nedenle lezzetlendirilerek yenebilir.
Olgunlaşmış peynirlerde kolesterol yüksek. Light peynir tercih edilmeli
Yumurta yenmeyecek,  peynir yenebilir yanlış.

Tabağa yemek alınca karbohdidrat, protein,  yağ karışmayacak deniyor bular ayrılmaz . Vücut enerjisinin yüzde 60'ını karbonhidrattan alıyor.

Zeytinyağı yararlı tereyağı zararlı böyle birşey yok. Sağlıklı insanlar için günlük tüketilen yağın üçte biri gıdalardan, üçte biri yumuşak margarinlerden ve geri kalan üçte biri de sıvı yağlardan alınıyor.
Egsezsiz güne bölünmeli, bir gün üç saat değil, aynen bir çocuğun ders çalışmaı gibi düzenli yapılmalı yoksa pek yararı yok.
 Sanıldığının aksine ekmek grubu kaldırılmamalı. Makarna, kepekli yenmeli. Makarna az suda diri oarak pişilirse posa değeri yükseliyor vücuda emilmeden dışarı atılıyor.
Kuru baklagiller yanlış pişiriliyor , suyu dökülüyor ve gaz yapan madde aslında sadece kabuktadır. O nedenle beklediği suda pişirilmeli.

Kolesterolü düşüren otlar
Bitkisel tedaviler giderek yaygınlaşıyor. Kekik zararlı değil ama bunları içerek, sağlıklı beslenmeyi  önemsemeden çok tüketmek zararlı. Kekik suyunun sindirim sistemi üzerindeki etkisi malum.
Meyan kökü anti oksidan ve bunu öneriyorum bir kalem gibi düşünün  meyan kökünü ve küçük yapraklar halinde kırın. İki üç parçayı su içinde bekletin akşam kaynatın. Koyu ve acımsı tadı olduğu için bir bardağın içine üçte bir oranında koyun, üzerini  normal su ile doldurun ve limon ile tatlandırın. Taze meyve suları kadar yayarlı. Alerjik durumlar iltihabik durumlarda, kalp damar hastalıklarında ve kansere karşı iyi geliyor.
Keten tohumu da aynı etkileri gösteriyor.
Yemeklerde bol soğan sarımsak, lahana, karnıbahar, semiz otu, Brüksel lahanası, kabuklu yenen meyveler antioksidan içerdikleri için tüketilmeli. Çünkü antioksidanlar, vücuttan zararlı maddeleri atmaya yardım ediyor. A-C-E  vitamini, Balık yağları gibi gıdaları günlük almak önemli. E vitamini çok alınırsa toksik etki yaratabilir mutlaka doktor kontrolünde alınmalı. Balık yağları pıhtılaşma faktörü yüksek olanlarda ek olarak kullanılabilir.
Kolesterol için: Elmadaki mucizevi madde petkin, zararlı LDL kolesterolü düşürür, atardamarları koruyan iyi kolesterol HDL'yi yükseltir.

Kalp güçlendirici bitkiler
Alıç: Etkinliği ve zararsızlığı pek çok ülkenin sağlık bakanlığınca onaylanmış olan ender bitkilerdendir. Kalp, damar sistemi ve beyinde geliştirdiği olumlu etkiler ancak 2-3 haftalık bir kullanımdan sonra görülmeye başlar ve artarak sürer. Hiçbir yan etkisi yoktur, alışkanlık yapmaz, sürekli kullanımında hiçbir sakınca yoktur.
Dolaşımı sağlayan damarları genişleterek, daha fazla kan ve oksijenle beslenen kalp kaslarının güçlenmesini sağlar ve yüksek kan basıncını dengeler. Ayrıca, kan dolaşımındaki bu olumlu gelişmeden beyin de yararlanır ve bellek güçlenir. Miyokart enfarktüsü sonrasında, angina pectoris'te, yavaş kalp atımında ve genel anlamda kalp güçlendirici olarak kullanılmalıdır.
Ökseotu: Kalp kaslarını güçlendirir, damar sertliğine karşı kullanılabilir, yüksek ve alçak kan basıncını dengeleyebilir, bağışıklık ve savunma sistemlerini güçlendirdiği varsayılır. Ağır enfeksiyon hastalıklarından sonraki kalp kasları zafiyetinde başarıyla kullanılabilir.
Biberiye: Kalp koroner toplardamarlarının daha fazla kan taşıyabilmelerini sağlayabilir. Dolaşım bozukluklarında bitki banyoları yararlı olabilir.
Kediotu kökü: Stres veya sinirsel kökenli tüm kalp ve dolaşım aksaklıklarında başarıyla kullanılabilir.
Aslankuyruğu: Kalbi güçlendirir, özellikle yatar durumda oluşan şiddetli kalp çarpıntılarını normalleştirir. Sinirsel kökenli kalp rahatsızlıklarında kullanılabilir.
Oğulotu(Melisa): Sinirsel kökenli kalp rahatsızlıklarında kullanılabilir.
Nane-Mayıs papatyası: Eşit oranda karıştırılarak, kalp çarpıntılarına karşı denenebilir.
Soğan: Kalp kaslarını güçlendirir.
İnci çiçeği: Sinirsel kökenli kalp düzensizliklerinde, özellikle kalp atışının yavaşlığında ve kalp kaslarının güçsüzlüğünden kaynaklanan ödemlerde kullanılmalıdır.
İnci çiçeği'nin kalp üzerindeki etkisi, yüksükotu (Digitalis purpurea) etkisine eşdeğerdir. Ama yüksükotu'nun tehlikeli zehirliliğine karşın, inci çiçeğinde, sağlık sorunu oluşturabilecek oranda zehirlilik yoktur, ayrıca, etken maddeleri organizmada birikim yapmaz ve kısa sürede dışkılanır. Bitkinin etken maddeleri kalp glikozitlerinden oluşur: Convallatoxin, Convallatoxol, Convallamarin, Convallasid ve Convallatoxolosid (tüm bu adların kökeni, bitkinin Latince adı Convallaria majalis'dir). Bu kadar çeşitli biyokimyasal arasında, kalbi doğrudan etkileyen ana etken madde sayısı ikiyi geçmez ve en önemlisi ise Convallatoxindir. Bir farmakolog için bunun anlamı, öteki maddelerin önemsiz olduklarıdır. Ama bu saptama kesinlikle doğru olmayacaktır, çünkü, ikincil etken maddelerin, ana etken madde Convallatoxin'in çözünme yeteneğini 500(beşyüz) misli arttırdığı saptanmıştır. Bu nedenle, bitki drogunun ve tentürünün en küçük dozajları bile tedavide etkili olabilmektedir. Ayrıca, bu etken maddeler bileşiminin olumlu etkisinin, hızla etki yapıp kısa sürede okside olarak dışkılanan Convallatoxin'e oranla daha uzun süreli olduğu da saptanmıştır. Doğrudan etki yapmayan ikincil maddeler, zamanla, organizma tarafından etken bir bileşime dönüştürülebilmektedir. İnci çiçeği, şifalı bitkilerin sinerjik etkileri (bir sonucun sağlanmasında birkaç görevin işbirliği) bakımından çok önemli bir örnektir.

Kaynak: hurriyet.com.tr



Şeker hastaları nelere dikkat etmeli?

11:28 AM, Monday 30 June 2008 .. Posted in Saglik .. Baglanti
Şeker hastalarının yaz aylarında nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda görüştüğümüz Uzm. Dr. Murat Görgülü konuyla ilgili bilgi verdi.

SIVI ALIMINI ARTIRIN, ÖĞÜN ATLAMAYIN

 Hava sıcaklığının artması, günlerin uzaması ve aktivite artışı nedeniyle vücudun sıvı kaybı kış aylarına göre hemen hemen iki kat artar. Bu, gerek terleme, gerekse buharlaşma yolu ile olur ve sıvı kaybı ile birlikte vücudun tuz dengesinde de bozulmalar görülebilir. Bu bozukluklar; halsizlik, fenalık hissi, kas ağrıları, kramplar hatta kalpte ritim bozukluklarına dahi neden olabilir. Bunun için diyabet hastalarının sıvı alımlarını mümkün olduğunca arttırmaları ve beslenmelerine çok dikkat etmeleri gerekmektedir.

Uzun süre aç kalmamalı, bir kerede çok fazla yemek yememeliler.

Gerek insülin, gerekse oral olarak şeker düşürücü ilaç kullanan hastaların bu ilaçların etkilerinin maksimum olduğu dönemlerdeki ara öğünlerini atlamamaları çok önemlidir.

YAZ MEYVELERİNE DİKKAT

Yaz mevsiminde şeker hastalarının sıkça karşılaştığı bir durum da lezzetli yaz meyvelerinin ve dondurmanın sık ve bol tüketilmesi sorunudur.

 Kalorisi ve şeker düzeyi yüksek olan; üzüm, incir, kavun ve diğer tüm meyveler doktor tavsiyesine göre tüketilmelidir.

Meyveler çok miktarda tüketildiğinde kan şekerinde yüksekliğe ve buna bağlı rahatsızlıklara yol açabilir. Yaz aylarının en lezzetli yiyeceği dondurma da maalesef kan şekeri ayarını bozan yiyeceklerden birisidir. Ancak şekersiz üretilmiş diyet dondurmaların doktor kontrolünde ve diyet değişim listesi ile kalorisi hesaplanarak kullanımı mümkün olabilir.

EN UYGUN TATİL YERİ: YAYLALAR

Diyabetik hastalar, tatilleri için çok fazla sıcak ve nemin olduğu kıyılar yerine, daha az nem ve daha bol oksijenin olduğu yayla turizmini ve kültür turizmini tercih etmelidirler. Ayrıca açık büfe yemek veren tatil tesislerinde çok dikkat edip, gerekirse durumlarına uygun mönü hazırlanmasını sağlamalıdırlar.

Artmış aktivite ve öğün saatlerinin aksatılması hastalarda hipoglisemi denilen şeker düşüklüğüne neden olabilir. Bu durum hastalar için çok tehlikeli durumlar oluşturabileceğinden, uzun yürüyüş, yolculuk gibi durumlarda ara öğünlerini aksatmamaları için yanlarında yiyecek taşımaları, uyku saatine ve süresine dikkat etmeleri, alkol alımı da kan şekeri ayarını bozacağından alkolsüz ve şekersiz sıvı gıdaların tüketimine önem vermeleri gerekmektedir.

Diyabetli hastalar tatile çıkmadan önce doktorlarına başvurmalıdır.

AYAKLARA EKSTRA ÖZEN

Yaz aylarında ayak bakımı da çok önemli bir konudur.

Yazın çorapsız ayakkabı ve terlik giyme alışkanlığı, şeker hastalığına bağlı olarak duyu azalması ve damarlarda daralmalar oluşturabileceğinden ayaklarda yara açılmasına neden olabilir.

O yüzden yazın da rahat kesimli, ortopedik tabanlı, iç astarlı ayakkabı ve yumuşak sıkmayan çorap giyilip, ayaklar her gün yıkanıp, herhangi bir yara ya da renk değişikliği var mı diye kontrol edilmelidir.

Kumsalda, taşlık kesimde ve kırlık arazide çıplak ayakla dolaşılmamalı, kumsalda ayakların yanmaması için güneşlenirken üstü ince bir tülbent örtülmelidir.

Şeker hastalığına bağlı olarak duyu kusuru oluşmuş hastalarda güneşlenirken ya da çalışırken uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmaya bağlı olarak yanıklar oluşabilir ve bu yanıkların tedavisi büyük güçlükler doğurabilir.

Hastaların sabah erken saatlerde ya da akşamüstü güneş ışınlarının eğik geldiği zamanlarda güneşlenmeleri ve bunu 20-30 dakika gibi kısa sürelerle sınırlamaları gerekmektedir.

Gün içinde mutlaka şapka ile başlar korunmalı ve tercihen güneşlenirken bile ince bir giysi giyilmelidir.

Kaynak : Seda Magazin
Alinti: http://www.hurriyet.com.tr/saglik/9248505.asp

{ Son Sayfa } { Page 1 of 12 } { Sonraki Sayfa }

Hakkimda

Anasayfa
Profilim
Arsiv
Arkadaslar
Fotograf Albumum

Baglantilar

nilce egitim
Diger Sitem

Kategoriler

Alanlarindaki en iyi TIP Uzmanlari
Ask Hikayeleri Aska Dair
Borek Tarifleri
Bunlari Biliyormusunuz?
Faydali ve Egitici Bilgiler
Garip ama Gercek!!!
Gorulmeye deger FOTOlar
Guzellik
Haber+Basari+Gundem
Hayata Dair
Kisilik (Ask) Testleri felan...
KUR AN I KERiM MEALi, Dini Bilgiler
Kurabiye Tarifleri
Mizah
RAMAZAN geldi HOSGELDi...
Sadece Ben
Saglik
Sevdiginize, Esinize Supriz Yapin...
Siirler (Alinti)
Teknik Bilgiler

Son Yazilar

MIRAC KANDILINIZ MUBAREK OLSUN!!!
Kötü, çirkin ve tehlikeli...
6 aşamada hafızanızı geliştirin!
Renginiz kişiliğinizi ele veriyor
Regaip kandili nedir? Nasil gecirilmeli bu mubarek gece?
Yasar N. Ozturk : Şeytan dünyayı nasıl yönetiyor?
RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ
Kolesterol ve ilaçsız tedaviler
Şeker hastaları nelere dikkat etmeli?
Sarımsak kolesterolü düşürmüyor

Arkadaslar

cesmidil
hisari
hamituzun
sumeyya
SedatReis
ufoss
oyhanhbildirki





Google